Varisella – Zoster virüsü 2 farklı kliniğe neden olmaktadır. Primer enfeksiyona yol açtığında suçiçeği (Varisella, Chinpox), primer enfeksiyon geçirildikten sonra bağışıklık sisteminin zayıflamasına bağlı olarak virüsün reaktivasyonu sonrasında ise Zona (Herpes Zoster) olarak karşımıza çıkmaktadır. Zona dermatomal yayılımla kendini gösteren ve oldukça ağrılı seyreden veziküler döküntüler ile seyretmektedir. 

Image

Varisella virüsü primer enfeksiyon sırasında viremi ile T hücrelerini enfekte eder ve ardından tüm vücuda yayılır. Döküntüler ortaya çıktıktan sonra sinir uçlarını enfekte eder ve duyusal aksonlar boyunca ilerleyerek lokal gangliyonlarda sessiz olarak kalır ve hayatın sonraki dönemlerinde reaktivasyonlara neden olur. Latent dönemde sinir gangliyonlarında virüs saptanabilmesine karşın bulaştırıcı değildir. 

Reaktivasyonun ardından VZV replikasyonu sırasında duyusal gangliyonlarda enflamasyon başlar ve bu enflamasyona sinir hücrelerinin hemorajik nekrozları eşlik eder. Bu nöronal hasar tipik nöropatik ağrıya neden olmaktadır. Bu enflamasyon sonucunda nöronal hasar ve ardından ise afferent sinir kılıflarında fibrozise neden olmaktadır. 

Zonanın (Herpes Zoster) doğal klinik seyri konağın immün sisteminden etkilenmektedir. Zona seyri sırasında bağışıklık sisteminde azalma olmaktadır. Eğer konakta immünsüpresyona neden olan başka bir durum da varsa zona gelişim riskini arttırmakta ve bağışıklık sistemi dahada çökmektedir. Zonada en önemli risk faktörü ileri yaştır. 

50 yaş üzerinde zona gelişim riski artmaktadır. 60 yaş üzerinde ise risk 2 kat daha artmaktadır. Hastalığın şiddeti ve komplikasyon gelişimi (post-herpetik nevralji “PHN” dahil) yaş ile doğru orantılı olarak artmaktadır. 

Özellikle T hücre defektine neden olan immünsüpresif durumlarda risk artmaktadır. Hemopoetik kök hücre nakli olanlardaki risk diğer organ nakillerine göre daha fazladır. Kök hücre nakilleri sonrasında en sık görülen geç enfeksiyonlardan biridir. Bu hastalar ayrıca dissemine zona açısından da önemli risk altındadırlar. Bu hastalarda kullanılan asiklovir profilaksisi hem hastalığın ortaya çıkmasını hemde disseminasyon ve diğer komplikasyonların gelişimini önleyebilmektedir. 

HIV pozitif hastalarda CD4 sayısı ile ters orantılıdır. CD4 sayısının >500 hücre/mm3 olan hastalarda risk en düşük iken CD4 sayısının <200 hücre/mm3 olan hastalarda en fazladır. Uygun ART tedavisi ve tedaviye uyumun iyi olduğu hastalarda risk azalmakla birlikte genel popülasyona göre yinede fazladır. 

Cinsiyet bir risk faktörü olarak kabul edilmemektedir. Yapılan bazı çalışmalarda fiziksel travmanın özellikle kranial herpes zoster açısından bir risk faktörü olabileceğini göstermiştir. 

HIV, otoimün hastalıklar, nakil hastaları haricindeki diğer komorbid hastsalıkların risk faktörü olup olmadığına yönelik yeteri kadar veri bulunmamaktadır. 

Herpes zoster enfeksiyonu sırasında doğrudan temas veya solunum yolu ile bulaş olabilmektedir. Lezyonlar kabuklandıktan sonra bulaştırıcılık ortadan kalkmaktadır. 

Tipik klinik bulgular döküntü ve akut nörit tablosudur. Hastaların %20’ye varan bir kısmında ateş, başağrısı, halsizlik gibi sistemik bulgular ortaya çıkabilmektedir. 

Döküntüler eritematöz papül şeklinde başlar. Tipik olarak tek bir dermatomal alanda veya komşu 1-2 dermatomal alanla sınırlıdır. 

Image

Image

Image

Image

Birkaç gün içerisinde veziküller gruplaşmaya başlar ve büllöz görünüm baskın hale geçer. 

Image

Birkaç gün sonra döküntüler püstüler hale gelmeye başlar. İleri yaştaki veya immünsüpresif hastalarda döküntüler hemorajik olabilir. 

Bağışıklık sisteminin sağlam olduğu hastalarda lezyonlar ortalama 10 gün içerisinde kabuklanmaya başlar ve bu aşamadan sonra bulaştırıcılık ortadan kalkar. Tutulan bölgedeki renk değişikliği uzun süre devam edebilir. Hastalarda birkaç hafta sonra lezyonların tekrar ortaya çıkması durumunda hastaların altta yatan bir immünsüpresif hastalık açısından değerlendirilmesini gerektirir. 

En sık tutulan dermatomal bölgeler torasik ve lumbar bölgededir. Bazı hastalarda erken dönemdeki viremiye bağlı olarak tutulan dermatomal bölgenin uzağında ki dermatomal alanlarda az sayıda lezyon görülebilir. 

Ağrı bu hastalarda görülen en sık ve en önemli semptomlardan biridir. Ağrı daha çok yanma şeklinde kendinigöstermektedir. Ağrının süresi ve şiddeti yaşla doğru orantılıdır. Hastaların ¾’de döküntüler ortaya çıkmadan önce dermatom bölgesinde prodromal bir ağrı başlar. Bu prodromal ağrı sürekli veya aralıklı olabilir. 

En sık görülen komplikasyon post herpetik nevraljidir. PHN, akut nörit ile karıştırılmamalıdır. Diğer komplikasyonlar ise oküler, nörolojik ve bakteriyel süperenfeksiyon gelişimidir. 

PHN; ağrının 3 aydan daha uzun sürmesidir. Etkilenen dermatomda hissizlik, kaşıntı gibi başka semptomlarda görülebilmektedir. Herpes zoster geçiren hastaların yaklaşık olarak %10’da PHN gelişmektedir. Yaşla doğru orantılı olup özellikle 60 yaş üzerinde vakaların yarısından çoğunda ortaya çıkmaktadır. İmmünsüpresif hastalarda da risk oldukça yüksektir. Canlı attenüe Herpes zoster aşısının PHN gelişim riskini azalttığı belirtilmektedir. 

Herpes Zoster Oftalmikus; körlükle sonuçlanabilen önemli bir komplikasyondur. Virüsün 5.kranial siniri tutması sonucu ortaya çıkmaktadır. Farklı çalışmalarda görülme sıklığı %5-20 arasında olduğu belirtilmektedir. Oftalmik tutulum gelişen hastaların yarısı antiviral tedavi verilmeyen hastalarda ortaya çıkmaktadır. Genellikle başağrısı, halsizlik, ateş gibi prodromal dönemin ardından ortaya çıkar. tek taraflı ağrı veya ağrı hissinde artış olmaktadır. Döküntülerin ortaya çıkması ile birlikte hiperemik konjonktivit, uveit, episklerit ve keratit gelişebilmektedir. Nadiren pitoz ortaya çıkabilir. Burnun yan veya ucunda herpetik lezyonların ortaya çıkması ile göz tutulumu riski artmaktadır. Erken tanı ve tedavi ile görme kaybı engellenebilir. 

Akut retinal nekroz; hem immünkompetan hemde immünsüpresif hastaslarda ortaya çıkabilmektedir. Akut retinal nekroz akut olarak ortaya çıkan iridosiklit, vitrit, nekrotizan retinit, oklüziv retinal vaskülit ve hızlı gelişen görme kaybı ile seyretmektedir. Tüm bu süreçlerin sonunda retinal ayrılma ortaya çıkmaktadır. Progresif retinite bağlı olarak etkilenen gözde görmede bulanıklaşma ve ağrı tipiktir. Başlangıçta tek taraflı ortaya çıkmasına karşın vakaların yarısında sonrasında diğer gözde olaya katılmaktadır. Ciddi immünsüpresyonun olduğu AIDS hastalarında ilerleyiş daha hızlı ve ağır seyretmektedir. Her iki gözün etkilendiği vakaların ¾’de MSS tutulumuda eşlik etmektedir. Bu nedenle bu hastaların bilinç durumlarının yakından takip edilmeleri gerekmektedir. 

Ramsey – Hunt sendromu (Herpes Zoster Oticus); kulağın etkilendiği esas komplikasyondur. Etkilenen tarafta fasyal paralizi, kulak ağrısı, kulak yolunda ve kepçesinde veziküler lezyonların görülmesi tipiktir. Aynı tarafta dilin tat alma duyusunda bozulma ve dil lezyonları, işitme anomalileri ve bazı hastalarda da tükrük artışı olabilmektedir. Vertigo sıklıkla eşlik etmektedir. Bu sendrom 8.kranial sinir tutulumu ile ortaya çıkmaktadır. Nadiren diğer kranial sinirlerin tutulumuda eşlik edebilir (özellikle 5, 9 ve 10.kranial sinirlerin tutulumu olmaktadır). Fasyal paralizinin düzelme şansı Herpes virüs enfeksiyonunda ortaya çıkan Bell’s paralizisine göre daha düşüktür. 

VZV spinal korddaki motor nöronları, beyin sapını, meninksleride tutabilmektedir.

Aseptik menenjit; immünkompetan hastaların bir kısmında ortaya çıkabilmektedir. LP’de pleositoz ve protein artışı görülmektedir. Hastaların genelinde döküntüler başladıktan sonra ortaya çıkmaktadır. Meningeal iritasyon bulguları belirgin değildir. 

Ensefalit; tipik olarak deliryumla karakterizedir. Döküntülerin başlamasının ardından günler içerisinde ortaya çıkmaktadır. Fakat nadiren döküntüler başlamadan öncede ortaya çıkabilmektedir. Kranial veya servikal dermatomal tutulum olması, 2 veya daha fazla zona atağı geçirmesi, dissemine zoster hücresel immünitede bozukluğun olduğu hastalarda gelişme riskidaha fazladır. AIDS hastalarında beyaz cevher demiyelinizasyonu ile ilişkili lökoensefalit ve serebral vaskülopati tablosu gelişebilir. 

Periferik motor nöropati; hastaların küçük bir kısmında periferik motor güçsüzlükle kendini gösteren segmental motor parezi gelişebilir. Tipik olarak ağrı ve cilt bulguları ile başlamasına karşın döküntülerden 3-4 hafta sonrasında da başlayabilir. Etkilenen bölgede kas atrofileri olabilmekle birlikte vakaların çoğunda motor güç kaybı düzelmektedir. Hastalarda sakral duysal gangliyonlar tutualacak olursa mesane veya barsak disfonksiyonları ortaya öıkabilir. 

Transvers myelit; diğer nadir bir komplikasyondur. Genellikle torasik dermatomun tutulumu ile ortaya çıkmaktadır. Döküntüler başladıktan haftalar sonra ortaya çıkar. tedavi almayan HIV pozitiflerde daha sık görülmektedir. 

Tanı için klinik yeterlidir. Bununla birlikte PCR ilede tanı konulabilmektedir. PCR ile hastalığın tüm dönemlerinde tanı konulabilinmektedir. 

Hastaların yaklaşık olarak %6’sında tekrarlayabilmektedir. Bu hastalarda olası diğer etyolojilerin araştırılması gerekmektedir. Herpesvirüslerin zosteiform herpes simplex şeklinde de seyredebileceği unutulmamalıdır. Ayrıca kontakt dermatit gibi non-enfeksiyöz nedenler ve immünsüpresif durumlar açısından hastaların değerlendirilmesi gerekebilmektedir. 

Bir Cevap Yazın