Lejyonella spp en sık pömoni olarak karşımıza çıkmaktadır (Lejyoner Hastalığı). Aynı zamanda Pontiac ateşi olarak tanımlanan ve kendi kendini sınırlayan akut ateşli bir hastalık olarak ta karşımıza çıkabilmektedir. Extrapulmoner enfeksiyonlar oldukça nadirdir.
Radyolojik ve klinik olarak diğer pnömonlerden farklı değildir. Önde gelen semptomları ateş ve solunum sıkıntısıdır. Semptomlar temastan 2-10 gün sonra başlamaktadır. Radyolojik bulgular spesifik değildir, en sık yamalı tek taraflı infiltratlar olarak kendini göstermektedir.
Spesifik olmamakla birlikte bazı ipuçları şüphelendirebilir; bulantı, kusma, ishal gibi GIS şikayetleri, hiponatremi, ALT-AST’de artış, ß-laktam’lara cevapsızlık. Nadiren ateş-nabız uyumsuzluğu da olabilmektedir.
Alttiplere bağlı ortaya çıkan pnömoni tablolarında klinik özellikler farklı değildir. Burada esas belirleyici özellik demografik verilerdir.
Çoğunlukla sporadik olarak görülmekle birlikte hastane enfeksiyonlarına da neden olabilmektedir.
Risk faktörleri arasında ileri yaş, sigara, kronik akciğer – kardiovasküler – renal hastalık varlığı bulunmaktadır. Özellikle hücre aracılı bağışıklık sistemi bozuklukları hem enfeksiyon riskin i hem de Mortalite riskini arttırmaktadır. ß-laktam antibiyotiklere cevapsızlık önemli bir ipucudur (Mycoplasma pneumonia’nın da ß-laktamlara cevapsız oladuğu unutulmamalıdır).
Ağır pnömoni kliniği olan veya hastaneye yatış endikasyonu olan vakalarda ve/veya uygun epidemiyolojik özelliklere sahip hastalarda Legionella istenmelidir. Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta tetkiklerde Legionella Tip-1 bakılabilmektedir. Fakat toplum kökenli enfeksiyonlarda vakaların çoğu Tip-1’e bağlı olarak ırtaya çıkmaktadır. Bununla birlikte hastane kaynaklı enfeksiyonlarda Tip-2 daha sık görülmektedir. Bu nedenle hastane kaynaklı enfeksiyonlarda sonuçlar genellikle negatif olarak bulunacaktır.
PCR tetkiklerinin etkinlikleri oldukça iyi olabilmekle birlikte güvenilir bir standart referans aralığı bulunmamaktadır. Diğer bir sınırlayıcı özelliği ise Lejyonella Pnömonisi vakalarının yeterli balgam çıkaramamasıdır. Bu nedenle bazı hastalarda balgamın alınabilmesi için indüklenmesi gerekmektedir ve buda tanısal etkinliği azaltabilmektedir. Üst solunum yolu örnekleri alternatif olarak seçilebilmekle birlikte duyarlılık daha düşüktür.
İdrar Legionella testlerinin duyarlılıkları %70-80 ve özgüllükleri %100’dür. Fakat sadece Tip-1 değerlendirilebilmektedir. Semptomlar Başladıktan 1 gün sonra bakılabilmektedir. Haftalarca idrardan bakılabilmektedir. İdrar antijen tetkiklerinin Önemli bir avantajı dakikalar içerisinde sonuç verebilmesidir.
En Önemli sakıncası sadece Tip-1’e özgü olmasıdır. Toplum Kaynaklı enfeksiyonların çoğunluğu Tip-1 kaynaklıdır (coğrafi olarak değişkenlik gösterebilmektedir). Fakat hastane Kaynaklı enfeksiyonlarda ise Tip-2 daha sık görülmektedir.
Özel besiyerlerinde kültürü yapılabilmektedir ve altın standart tanı yöntemidir. Herhangi bir Örnekten Kültür yapılabilir ve en az 3-5 gün sürmektedir.
Balgam Kültürünün duyarlılığının yayınlarda <%10 – %80 arasında olduğu belirtilmektedir. Özgülüğü ise %100 olduğu belirtilmektedir.
Kan Kültürünün etkinliği oldukça düşüktür.
Direk Flöresan Antikor Yönteminin Duyarlılığı düşüktür. Diğer solunum yolu patojenleri ile Çapraz reaksiyon verebilir.
Seroloji ise 4 hafta ara ile kan Örneklerinin Alınmasını gerektirmesi nedeni ile esas olarak epidemiyolojik çalışmalarda kullanılmaktadır.
Diğer bir klinik ise Pontiac Ateşidir. Bu hastalıkta enfeksiyon kendi kendini sınırlamaktadır. Akut başlayan ateş mevcuttur. Spesifik olmayan baş ağrısı, titreme, kas ağrıları, bulantı – kusma, ishal görülebilmektedir. Temastan sonra ortalama 1-2 gün sonra semptomlar başlamaktadır. En fazla 10 gün içerisinde semptomlar gerilemektedir. Alt solunum yolu enfeksiyonu bulguları bulunmamaktadır.
Legionella Türlerinin tanısal özellikleri
| Test Özellikleri | İdrar Antijen Tetkikleri | Kültür | PCR |
| Saptanabilen Suş | Sadece Legionella pneumophilia Tip-1 | Tüm tipler ve serogruplar | Tüm tipler ve serogruplar |
| Sonuç çıkma süresi | <1 saat | En az 3 gün | Saatler |
| Duyarlılık | %70-80 | <%10 – 80 | Kültürlerden fazla (Alt solunum yollarından örnek alındığında kültür yöntemlerinin ortalama 2 katı daha etkindir) |
| Özgüllük | >%99 | %100 | >%99 |
TEDAVİ
Toplum Kaynaklı enfeksiyonlarda Legionella oranı yaklaşık %1-10 arasındadır. Genel olarak tedavide etkin olduğu kabul edilen antibiyoikler Florokinolonlar, Makrolidler, tetrasiklinler’dir. L. longbeachae gibi bazı alt tiplerde Doksisikline karşı Direnç görülebilmektedir.
Nosokomial salgınlarda Florokinolonlar veya Makrolidler tercih edilmelidir.
Lejyoner hastalığında ilk seçenek tedaviler Levofloksasin ve Azitromisin’dir. Diğer kinolonlar, makrolidler ve doksisiklin ise alternatif seçenekler arasındadır. Azitromisin haricindeki makrolidler bakteriostatik etkilidir.
Diğer mikroorganizmalar ile ko-enfeksiyon nadirdir. Levofloksasin ile Azitromisin arasında yan etkiler açısından fark olup olmadığını gösteren bir çalışma bulunmamaktadır. Yapılan kohort çalışmalarında Mortalite açısından her iki antibiyotik arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.
Levofloksasin kullanılacaksa Günlük 750 mg kullanılması önerilmektedir. Florokinolonların makrolidler ile birlikte kullanımları Hastalığın seyri Üzerine etkisi bulunmamaktadır. Benzer şekilde florokinolon veya makrolidlerin yanına Rifampisinin eklenmesi de hastalığın seyri Üzerine olumlu bir Katkı yapmamaktadır.
Dirençli vakalarda Tigesiklin ile ilgili kurtarma tedavilerinin etkili olabileceğini gösteren bazı yayınlar bulunmaktadır. Tigesiklinin L. Longbeachae’e üzerine etkisi bilinmemektedir.
Optimum tedavi süresi bilinmemekle birlikte en az 5 gün olarak kabul edilmektedir. Tedavi süresi hasta bazında belirlenmeli ve hastalığın ciddiyeti, seçilen antibiyotiğe, hastanın tedaviye verdiği cevaba göre değişmektedir. Bu nedenle tedaviye en az 48 saatlik ateşsiz dönem görülene kadar devam edilmelidir. Ağır pnömonisi olan hastalarda veya altta yatan komorbid hastalıkları olan vakalarda sıklıkla tedaviye yavaş cevap alınacaktır ve bu hastalarda sıklıkla 7-10 günlük tedavi vermek gerekebilmektedir. Komplikasyon gelişen veya immünsüpresif hastalarda ise tedavi süresi daha uzun tutulmalıdır.
İmmünkompromize hastalarda hem hastalığın ciddiyetinin daha fazla olması hem de relsp oranlarının daha fazla olması nedeni ile tedavide kesinlikle Levofloksasin veya Azitromisin tercih edilmeli ve tedaviye en az 14 gün devam edilmelidir. Klinik cevabun yavaş olduğu vakalarda ise tedavi süresi daha uzun tutulmalıdır.
Relaps riskinden dolayı bu hastalarda Mümkün olan zamanda immünsüpresyonun azaltılması önerilmektedir. Eğer uzun Süreli (3-6 ay gibi) ve Yüksek düzeyde immünsüpresyon devam edecekse süpresyon tedavisinin verilmesi düşünülebilir. Antibiyotik süpresyon tedavisinin kararı hasta bazında karar verilmelidir.
Steroid tedavisi ile ilgili yeterli çalışma bulunmamaktadır. Ağır pnömonide ki steroid endikasyonları da Lejyonella pnömonisi için geçerlidir.
Hastaların çoğunda tedaviye 2-5 gün içerisinde klinik yanıt alınmaktadır. Radyolojik düzelme ise genellikle 2 aydan daha uzun sürede alınmaktadır. Fakat ileri yaş, nosokomial bulaş, uygun antibiyotiğin başlanmasında gecikme, immünsüpresyon, komorbid hastalık varlığı gibi durumlarda hastalık kötüleşebilmektedir. Genel olarak Mortalite oranları %1-10 civarındadır. Alt tipler arasında prognoz açısından farklılık bulunmamaktadır. Başka bir mikroorganizmaya bağlı ko-enfeksiyon varlığı nadir olup hastane kaynaklı bulaşlarda mümkün olabilmektedir.
Extrapulmoner enfeksiyonlar genellikle immünsüpresif hastalarda görülmektedir. Bu nedenle tedavide immünsüpresyonun azaltılması da önerilmektedir. Extrapulmoner enfeksiyonların tedavisi daha uzun süreli olmaktadır.
Pontiak ateşi kendi kendini sınırlayan bir klinik olması nedeni ile spesifik bir tedavi gerektirmemektedir.
Legionella spp’ye bağlı gelişen enfeksiyonlarda izolasyon önelemlerinin alınmasına gerek bulunmamaktadır. Günümüze kadar sadece bir vakada kişiden kişiye olası bulaş bildirilmiştir.
Legionella spp’nin önlenmesinde esas yöntem bakır-gümüş iyonizasyon, hiperklorazisyon, yüksek ısı, klor dioksid, monokloramin, musluklarda filtre kullanımınıda kapsayacak şekilde su sistemlerin dekontaminasyonudur.
L. longbeachae toprakta bulunmaktadır. Bu nedenle kompost ve toprağın içme sularına karışması önlenmelidir.